2004 yılı… Kıbrıs Türk toplumu bir kez daha “federasyon umuduyla” inandırılmış, Annan Planı sürecinde büyük bir beklenti içine girmişti. 2005 yılında Mehmet Ali Talat’ın Cumhurbaşkanı seçilmesiyle, o dönem “yeni bir sayfa” açılacağı umudu doğmuştu. Ancak, kurucu Cumhurbaşkanımız Rauf Raif Denktaş’ın halktan gördüğü vefasızlık, hafızalara kazınmış bir yara olarak kaldı.
Ender Denktaş’tan Duygusal Hatırlatma
Dün, Kurucu Cumhurbaşkanı Denktaş’ın kızı Ender Denktaş ile yaptığımız görüşmede bu derin hassasiyet bir kez daha dile getirildi. Denktaş, babasının o yıllarda verdiği mücadelenin yalnızca bir “siyasi duruş” değil, bir vatan meselesi olduğunu vurguladı.
Aradan geçen 20 yılın, hiçbir şeyi değiştirmediğini, aynı söylemlerin, aynı vaatlerin ve aynı “federasyon hayallerinin” hâlâ sürdüğünü belirtti.
20 Yıl Geçti, Söylemler Değişmedi
Anlaşma Mümkün mü?
Seçimlere sayılı günler kala, “hangi aday kazanırsa kazansın, bu ülkede bir anlaşma olmayacağı” artık herkesin bildiği bir gerçek.
Çünkü Kıbrıs, yalnızca Kıbrıslı Türklerin veya Kıbrıslı Rumların değil; birçok uluslararası çıkarın kesiştiği bir zemin haline gelmiş durumda. Bu şartlarda, “toprak tavizi” gibi kritik konularda nasıl bir uzlaşının sağlanabileceği büyük bir soru işareti.
Birlik ve Kimlik Meselesi
Bugün bu topraklarda yaşayan herkes; ister Kıbrıslı Türk, ister göçmen, ister farklı bir kökenden gelsin, aynı vatanı paylaşıyor.
Bu ülkeyi yurt bilmiş, burada yaşam kurmuş, bu topraklara emek vermiş insanların artık “kimlik” üzerinden ayrıştırılmasının anlamı kalmadı.
Elli yılı aşkın süredir devam eden bu mücadele, artık “etnik köken” değil, varoluş mücadelesi haline gelmiştir.
Geçmişten Ders Almak, Geleceği Korumak
1974’ün, 1975’in şartları çoktan geride kaldı.
Bugün yapılması gereken, aynı söylemleri tekrarlamak değil, aynı hataları tekrar etmemek olmalıdır.
Çünkü, gerçek değişim; yeni vaatlerle değil, geçmişin derslerinden beslenen kararlı bir iradeyle mümkündür.










