7 YILI AŞKIN SÜREDİR YARGIDA: “HAYALİ ÖĞRENCİ TAŞIMACILIĞI” DAVASI NE OLDU?
KKTC’de kamuoyuna “hayali öğrenci taşımacılığı” olarak yansıyan ve devletin 419 bin 25 TL zarara uğratıldığı iddiasını içeren dava yeniden gündemde.
Güzelyurt bölgesindeki öğrenci taşımacılığıyla ilgili soruşturma 2019 yılında mahkemeye taşındı. Polis tarafından mahkemeye aktarılan iddialara göre, 2016-2017 döneminde okullardan gönderilen öğrenci sayılarının bazı formlarda fazla gösterildiği, Bakanlık tarafından düzenlenen resmi belgelerde sahteleme yapıldığı ve bu belgeler üzerinden devletten fazla ödeme alındığı ileri sürüldü.
Mahkemeye aktarılan rakamlara göre, ilgili şirketlere 600 bin 929 TL ödenmesi gerekirken 1 milyon 19 bin 954 TL ödeme yapılması sağlandığı ve aradaki 419 bin 25 TL’nin haksız şekilde temin edildiği iddia edildi.
Zanlılar 2019 yılında mahkeme tarafından teminata bağlanarak tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.
Ancak aradan yıllar geçti.
Dosya 2025 yılında hâlâ Lefkoşa Kaza Mahkemesi’nin gündemindeydi. Kamuoyuna yansıyan son duruşmalardan birinde sanıklar “resmi evrak sahteleme” ve “resmi evrakı tedavüle sürme” suçlamalarıyla yeniden mahkeme huzuruna çıktı ve 3 Haziran 2025 tarihinde dava 11 Haziran 2025’e ertelendi.
Bugün Ağustos 2026. Halen Millieğitim bakanlığı bu şirketle iş yapıyor ! Devleti dolandıran ve mahkemesi devam eden konu şirketle ilgili süreçte yeni dönemde Millieğitim bakanlığı ne yapacak ?
Aradan 7 yılı aşkın süre geçmesine rağmen, yaptığımız açık kaynak taramasında bu davanın nasıl sonuçlandığına ilişkin kamuoyuna yansımış kesin bir mahkûmiyet veya beraat kararına ulaşamadık.
Hal böyle olunca soruyoruz:
Bu dava ne oldu?
419 bin TL’yi aşkın kamu parasının haksız şekilde temin edildiği iddiasıyla başlayan ve resmi evrakta sahteleme gibi ciddi suçlamaların bulunduğu bir dosyada yargılama hangi aşamadadır?
11 Haziran 2025’te ne yaşandı? Sonrasında kaç duruşma gerçekleştirildi? Dosyada hüküm verildi mi? Verilmediyse yargılama neden hâlâ sonuçlanmadı?
Burada hiç kimseyi suçlu ilan etmiyoruz. Kesinleşmiş bir mahkeme kararı olmadan sanıkların suçlu kabul edilemeyeceği açıktır.
Ancak kamu parasının söz konusu olduğu böylesine ciddi bir dosyanın akıbetini sormak da kamuoyu adına gazeteciliğin görevidir.
Yargının vereceği karar ne olursa olsun kamuoyu bunu bilmelidir.
Mahkûmiyet varsa bilinmeli, beraat varsa o da açıkça ortaya konulmalıdır.
Çünkü mesele yalnızca 419 bin TL değildir.
Mesele, devletin parasının ve kamu kaynaklarının hesabının sorulup sorulmadığıdır.













