• Kstbü dış
  • Eziç
  • Lahmador
  • Sosyal güvenlik
  • Orange mall
  • Lefkoşa Türk belediyesi
  • Hediyem su
  • Oşan Ltd
HABERLER
Yayınlanma : 18 Ağustos 2026 08:55
Düzenleme : 18 Ağustos 2026 09:00

ABD-İran anlaşmazlığında 60 günlük süre doldu: Hürmüz Boğazı krizi büyüyor

ABD-İran anlaşmazlığında 60 günlük süre doldu: Hürmüz Boğazı krizi büyüyor

ABD Başkanı Donald Trump’ın haziran ayında Versay'da imzaladığı ve İran’la savaşın sona erdirilmesi ile Tahran’ın nükleer programı konusunda anlaşmaya varılması için 60 günlük süre öngören mutabakatın takvimi pazartesi günü doldu. Ancak aradan geçen iki ayın sonunda Washington ile Tahran, anlaşmaya yaklaşmak yerine birçok başlıkta daha da uzaklaşmış durumda.

Lefon

 

Görüşmelerin merkezinde Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması ve ABD’nin İran’a yönelik deniz ablukasının kaldırılması bulunuyor. Haziran ayında imzalanan geçici anlaşmaya göre her iki adımın da atılması gerekiyordu. Ancak boğazın statüsünde uzlaşma sağlanamadığı gibi İran’ın nükleer programına ilişkin ayrıntılı müzakerelerin başlayıp başlamadığı bile belirsiz.

Washington açısından seçenekler de giderek daralıyor. İran’ın son taleplerinin kabul edilmesi, savaş öncesinde dünya petrol ve doğalgaz ticaretinin yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı üzerinde Tahran’a geniş kontrol yetkisi verilmesi anlamına gelecek. Askeri gerilimin yeniden tırmanması ise ABD’nin gelişmiş füze önleyici stoklarını daha da azaltabilir, küresel ekonomiyi sarsabilir ve Kongre seçimleri öncesinde akaryakıt fiyatlarını yükseltebilir.

Bu nedenle iki taraf da şimdilik geri adım atmıyor ve karşı tarafın taviz vermesini bekliyor.

Haziran anlaşmasından geriye çok az şey kaldı

 

Haziran ayında imzalanan Mutabakat Zaptı, tüm askeri operasyonların durdurulmasını ve 60 gün içinde savaşın kalıcı olarak sona erdirilmesini öngörüyordu. Aynı süre içinde İran’ın nükleer faaliyetlerine ilişkin uzun süredir devam eden anlaşmazlığın da çözülmesi hedeflenmişti.

Mutabakat Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasını şart koşarken İran’a gemi trafiğinin kolaylaştırılmasında sınırları net tanımlanmayan bir rol veriyordu. Bu belirsizlik, Tahran’ın 60 günlük sürenin ardından boğazdan geçen gemilerden ücret talep edebileceği yorumlarına yol açtı. İran yönetimi de bu maddeyi boğaz üzerinde kontrol iddiasına dayanak olarak kullanıyor.

 

Anlaşmanın imzalanmasından yaklaşık bir hafta sonra İran, Hürmüz’ün Umman kıyısındaki ve ABD ordusunun gözetimindeki alternatif rotayı kullanan gemilere ateş açmaya başladı. Washington buna İran’ı vurarak karşılık verdi. Tahran da Ürdün, Kuveyt ve Bahreyn gibi ABD askerlerinin bulunduğu Arap ülkelerini hedef aldı.

ABD daha sonra İran’ın uluslararası petrol satışına izin veren muafiyetleri iptal etti ve Trump yönetimi İran limanlarına yönelik ablukayı yeniden uygulamaya koydu. Taraflar birbirlerini haziran anlaşmasını ihlal etmekle suçlarken mutabakatta öngörülen düzenlemelerin büyük bölümü fiilen ortadan kalktı.

Çatışmalar daha sonra büyük ölçüde azaldı. İsrail ile İran destekli Hizbullah arasındaki Lübnan ateşkesi de büyük ölçüde korunuyor. Ancak İsrail askerleri ülkenin güneyindeki geniş bölgelerde varlığını sürdürüyor.

İranlı yetkililer, ABD ile doğrudan görüşmelerin haziran ayında sona erdiğini, ancak arabulucular üzerinden mesaj trafiğinin sürdüğünü belirtiyor. Trump ise müzakerelerin devam ettiğini savunuyor ve zaman zaman ilerleme sağlandığını öne sürüyor.

Haziran anlaşmasının sağlanmasında önemli rol oynayan Pakistan da sürenin dolmasına rağmen diplomatik girişimlerini sürdüreceğini açıkladı. Pakistan Dışişleri Bakanlığı, tarafları yeniden müzakere masasına getirmek için çalışmaların devam edeceğini bildirdi.

İran Hürmüz’de kontrol istiyor

Tahran yönetimi ağustos ayı başında boğazın yeniden açılması için bir dizi şart öne sürdü. Talepler arasında ABD ablukasının kaldırılması, Amerikan kuvvetlerinin İran çevresinden çekilmesi ve 28 Şubat’ta ABD ile İsrail’in başlattığı savaşta oluşan zararlar için tazminat ödenmesi bulunuyor.

İran ayrıca, boğazın yeniden açılması halinde bile savaş öncesindeki gibi tamamen açık ve ücretsiz bir su yolu olmayacağını savunuyor. Tahran, Umman ile görüşülen bir düzenleme kapsamında boğazdaki geçişleri kontrol etmek ve gemilerden ücret almak istiyor.

İran destekli Husilerin Kızıldeniz’de Suudi petrol tankerlerine yönelik saldırıları da küresel ticaret üzerindeki baskıyı artırıyor. Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının ardından alternatif güzergâhlardan biri haline gelen Kızıldeniz’deki güvenlik riskleri, enerji taşımacılığı açısından ikinci bir kırılganlık yaratıyor.

Trump ise İran’ın taleplerini reddediyor. ABD Başkanı, savaş tazminatını ödemesi gereken tarafın Tahran olduğunu savunurken Hürmüz Boğazı’nın kontrolünün ABD’de olduğunu öne sürüyor. Washington’ın temel stratejisi, abluka ve uzun süredir devam eden yaptırımlar üzerinden İran yönetimi üzerindeki ekonomik baskıyı artırmak.

Savaş ve uluslararası izolasyon İran ekonomisini ağır biçimde etkilerken enflasyon da hızla yükseldi. Ekonomik sıkıntıların, ocak ayında sert biçimde bastırılan hükümet karşıtı protestoların yeniden canlanmasına yol açabileceği değerlendiriliyor.

Agritech market

Haziran anlaşmasının hemen ardından kısa süreli artış gösteren Hürmüz Boğazı’ndaki gemi trafiği ise yeniden savaş öncesindeki seviyelerin çok altına geriledi. Enerji ve temel tüketim ürünlerindeki fiyat artışlarının, kriz uzadıkça yalnızca Ortadoğu’yu değil küresel ekonomiyi de daha fazla etkilemesi bekleniyor.

Kaynak: Gazete Oksijen