Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı, sosyal medya paylaşımında son günlerde tartışılan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeniyle ilgili geçmişte kendisi ve eşinin de benzer suçlamalarla karşı karşıya kaldığını belirterek, “Salih Hoca da büyük ihtimalle yargısız infaza uğramıştır” dedi. Arıklı, “Aklı başında bir öğretmen Atatürk ile ilgili olumsuz bir ifade kullanabilir mi? Veya kadınların çalışmasına karşı çıkabilir mi?” ifadelerini kullandı.
Erhan Arıklı, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, son günlerde kamuoyunda tartışılan bir Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeniyle ilgili değerlendirmelerde bulundu. Kimsenin olayın aslını araştırmadan suçlamalarda bulunduğunu ileri süren Arıklı, “Kimse gidip Nurgün Hocaya veya diğer öğrencilere bir şey sormadı. Yargısız infaz edildi” ifadelerini kullandı.
Arıklı'nın konuyla ilgili anısı ve değerlendirmesinin tamamı şu şekilde:
"Son günlerde Kıbrıs'ta, bir Din Kültürü Ve Ahlak Bilgisi Ders öğretmeninin adeta linç edildiğine şahit olduk. Bulunduğum Ata topraklarından bu linç eylemini üzüntü ile izlerken, aklıma iki hatıram geldi.
1986 yılı idi. Ankara Yükseliş Kolejinde öğretmenlik yapıyordum. Daha yeni mezundum. Derste, 'Temizlik İmandandır' konusunu işliyordum. Çocuklara temizliğin çok önemli olduğunu, temizliğinin adeta namaz kılmak, oruç tutmak kadar değerli bir ibadet olduğunu anlatıyordum. Öğrencilerden biri, diş temizliği ve misvakı sordu. (Misvak; eskilerin diş temizliği için kullandıkları, özel bir ağaçtan yapılan, yumuşak bir ağaç dalı).
Ben de diş temizliğinin, ağız kokusu ve diş sağlığı için çok önemli olduğunu, eskilerin bunu misvak denilen bir ağaç parçası ile yaptıklarını, doğal ve özel bir ağaçtan yapılan misvakın yerini, şimdilerde diş fırçasının aldığını, diş fırçalarının ise sentetik maddelerden yapıldığını ve misvak kadar sağlıklı olmadığını anlattım...
Ertesi gün Müdür bey beni odasına çağırdı. Gittiğimde, Müdür beyin odasında, aralarında bir CHP Milletvekilinin de olduğu bir grup öğrenci velisi vardı. Beni şikayete gelmişlerdi... Güya ben derste çocuklara; 'Sakın diş fırçası kullanmayın. Diş fırçası haramdır. Misvak kullanın' demiştim.
Velilere göre, benim gibi gerici ve Yobaz bir öğretmenin, Yükseliş Koleji gibi bir okulda işi olamazdı. Milletvekili, benim okuldan derhal atılmamam halinde, Yükseliş Kolejini Türkiye'ye rezil edeceğini söylüyordu.
Güldüm; 'Değerli Veliler, Yargısız infaz yapmayın. Anladığım kadarı ile meseleyi sadece bir çocuğun ağzından dinlemişsin. Bu çocuğun size anlattığının doğru olup olmadığını, diğer sınıf arkadaşlarından teyit edin. Ondan sonra hüküm verin' dedim. Müdüre döndüm; 'Hocam, sınıftan bir kaç öğrenci çağırın. Onlarla konuşun. Benim öyle bir cümlem olmuşsa derhal istifa edeceğim ' dedim ve odayı terk ettim.
Müdür bey, rastgele bir kaç öğrenciyi çağırdı. Benim o şekilde bir konuşma yapmadığım ortaya çıktı. Milletvekili ve diğer veliler ikna oldu. Milletvekili, diğer aileler adına gelip benden özür diledi. Yemeğe çıkardı. Sonradan arkadaş olduk.
ARIKLI, EŞİNİN DE ANISINI PAYLAŞTI
Benzer bir başka hatıram da eşim ile ilgili. Eşim, biz evlenince Türkiye'de öğretmenliği bırakıp benimle birlikte Kıbrıs'a gelmişti. Uzun yıllar Din Kültürü Öğretmenliği için kadro açılmayınca çok sevdiği öğretmenlikten uzak kalmıştı. Sonra sağ hükumetlerin yapamadığını CTP yaptı ve Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmenliği için kadro açtı. Eşim de girdiği ilk sınavda başarılı oldu. Böylece çok sevdiği mesleğini icra etme imkanı buldu.
Bir gün bir Kurumumuz, isteyen öğrencilere dağıtması için Nurgün hanıma bir kaç tane Kur'an-ı Kerim meali vermiş. Nurgün Hoca hanım da o gün ders anlatırken çocuklara, Dini kaynağından öğrenmenin önemini anlatmış. Kur'an'ı Arapçasından okumanın yeterli olmadığını, Kur'an'ın anlamak için Türkçesini de okumak gerektiğini söylemiş. İsteyen öğrencilere Kur'an-ı Kerim Meali verebileceğini eklemiş. Bir kaç gün sonra bir gazete olayı manşeti taşıdı. Eşim, okulda şeriat propagandası yapıyor, çocuklara Kur'an-ı Kerim dağıtıyordu...
Aynı gün malum sendika ayağa kalktı. 'Atatürkçü, Laik Kıbrıs'ta bu zihniyetlere yer yok. Bu yobaz öğretmeni derhal öğretmenlikten atın. Hatta geldiği yere geri gönderin' falan denildi.
Kimse gidip Nurgün Hocaya veya diğer öğrencilere bir şey sormadı. Yargısız infaz edildi.
'SALİH HOCA DA BÜYÜK İHTİMALLE TIPKI BENİM VEYA NURGÜN HOCA HANIMIN UĞRADIĞI YARGISIZ İNFAZA UĞRAMIŞTIR'
Demem o ki, Salih Hoca da büyük ihtimalle tıpkı benim veya Nurgün Hoca hanımın uğradığı yargısız infaza uğramıştır. Yoksa aklı başında bir öğretmen, Atatürk ile ilgili olumsuz bir ifade kullanabilir mi? Veya kadınların çalışmasına karşı çıkabilir mi?..."










