• Kstbü dış
  • Eziç
  • Lahmador
  • Sosyal güvenlik
  • Orange mall
  • Lefkoşa Türk belediyesi
  • Oşan Ltd
HABERLER
Yayınlanma : 19 Haziran 2026 10:02
Düzenleme : 19 Haziran 2026 10:10

Basın-Sen: "Emekçilerin maaşı ay bitmeden tükeniyor"

Basın-Sen:

Basın Emekçileri Sendikası, artan yaşam maliyetleri ve asgari ücretle ilgili yaptığı yazılı açıklamada, özel sektörde çalışanların zorlaşan yaşam koşulları sebebiyle maaşlarının ayın bitmeden tükendiğine dikkat çekti. Açıklamada, yaşam pahalılığının her geçen gün arttığı, temel ihtiyaçların sağlanmasının giderek daha zor hale geldiği bir dönemde asgari ücretin “sefalet ücreti” haline dönüştüğü ifade edildi.

Lefon

Bakan Oğuzhan Hasipoğlu'nun “Hayat pahalılığı şudur ve bunu veriyoruz” açıklamalarının bulunduğu metinde, bu tarz bir yaklaşımın emekçilerin yaşadığı gerçek durumla örtüşmediği belirtildi. Elektrik, kira, gıda fiyatları, eğitim masrafları ve diğer temel ihtiyaçlarda yaşanan artışa dikkat çekilirken, ücretlerin enflasyona karşı eridiği vurgulandı.

UBP-DP-YDP Hükümeti’nin emekçilerin haklarını koruduğu iddialarının, ekonomiyi borçlanma politikalarıyla desteklemeye çalıştığı ileri sürülen açıklamada, kalıcı yapısal reformlar yerine geçici çözümlerin tercih edildiği kaydedildi. Ayrıca, Ocak ayında yapılan 19 bin asgari ücretliye maaş farkı ödemelerinin bir “başarı hikayesi” olarak gösterilmesinin kabul edilemez olduğu belirtildi; devletin görevinin, yoksullaştırıcı politikaların neden olduğu mağduriyetleri geçici yardımlarla gidermek değil, kalıcı ve insan onuruna yakışan bir ücret sistemi kurmak olduğu ifade edildi.

Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı'nın “Asgari ücreti sürekli artırarak bir yere varamayız” açıklamasına da tepki gösteren sendika, hükümetin yaşam pahalılığına karşı uzun süre sessiz kaldığını ve Asgari Ücret Tespit Komisyonu toplandığında çözüm arayışına girdiğini belirtti. Emekçilerin yıl boyunca yüksek fiyatlar, denetim eksiklikleri ve aşırı artışlarla karşılaştığı ifade edildi; asgari ücret artışlarının enflasyonun nedeni değil, alım gücünü korumaya yönelik geç kalmış telafi mekanizmaları olduğu belirtildi.

Ayrıca, Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun yıllardır emekçilerin değil, sermayenin çıkarlarını göz önünde bulunduran bir yapı haline geldiği savunuldu ve bu sistemin iflas ettiği kaydedildi. Emekçilerin yeterince temsil edilmediği vurgulanarak, Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun kaldırılması gerektiği belirtilmiştir.

Basın Emekçileri Sendikası, asgari ücretin ülkedeki en düşük kamu maaşına eşitlenmesini, ücretlerin otomatik olarak hayat pahalılığı oranında güncellenmesini ve sendikasız çalıştırmanın yasaklanmasını talep etti. Ayrıca, kamu çalışanlarının kazanımlarının özel sektör emekçileri için tehdit şeklinde gösterilmesi, emekçileri birbirine karşı konumlandırarak sermayenin yararına bir bölme siyaseti olduğu ifade edildi. Özel sektördeki düşük ücretler ve güvencesizlik sorunlarının temel kaynağının örgütsüzlük olduğu belirtildi; sendikal hakların önünde engeller kalkmadıkça çalışma yaşamında adaletin sağlanamayacağı vurgulandı.

Emekçilerin artık hayat pahalılığı altında kalan ücretlere mahkûm edilmek istemedikleri belirtilirken, insanca bir yaşamı güvence altına alacak bir düzen talep edildi. Açıklamanın tam metni şu şekildedir:

Hayat pahalılığının sürekli arttığı, temel ihtiyaçların bile karşılanmasının zorlaştığı bir dönemde, özel sektör emekçilerinin maaşları ay bitmeden tükenme gerçeğiyle karşılaşmışlardır. Asgari ücret ise sefalet ücreti olarak, altın tepside özel sektör emekçilerine sunulmaya çalışılmaktadır.

Bakan Hasipoğlu’nun “Hayat pahalılığı şudur ve bunu veriyoruz” sözleri ve önceki uygulamaları, emekçilerin deneyimleriyle örtüşmemektedir. Elektrik faturası, kira, gıda fiyatları ve okul masrafları yükselirken, emekçilerin ücretlerinin bu artışların altında kalması, ekonomik veya vicdani bir neden taşımamaktadır. Enflasyon karşısında eriyen maaşlar, her gün özel sektör çalışanlarını daha fazla yoksulluğa sürüklemektedir.

UBP-DP-YDP Hükümeti emekçilerin haklarını gözettiğini iddia ederken, ekonomiyi borçlanma politikaları ile yönetmeye çalışmaktadır. Üretimi, istihdamı ve emekçilerin durumunu iyileştirecek yapısal adımlar yerine geçici işlerle günü kurtarmayı tercih etmektedir. Oysaki emekçilerin ihtiyacı sadaka değil, insanca yaşayabilecekleri güvenli bir gelir sistemidir.

Ocak ayında asgari ücretlilere yapılan maaş farkı ödemelerinin “başarı hikayesi” gibi sunulması da kabul edilemez. Devletin rolü, çalışanları yoksullaştıran ücret politikalarının yarattığı mağduriyetleri geçici yardımlarla giderme çabası değil, kalan ihtiyaç olmaksızın yaşanabilir bir ücret sistemini uygulamaktır. Eğer bir ülkede on binlerce işçi devlet desteği olmadan geçinemiyorsa, esas sorun emekçilerde değil, izlenen ekonomik ve sosyal politikalardadır.

Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı'nın “Asgari ücreti sürekli artırarak bir yere varamayız” açıklaması da hükümetin emekçilerle ilgili çelişik tutumunu bir kez daha gözler önüne sermektedir. Altı ay boyunca alanında sessiz kalanlar, Asgari Ücret Tespit Komisyonu toplandığında birdenbire fiyatları düşürme ve alım gücünü artırma yollarını gündeme almaktadırlar.

Emekçiler, et fiyatlarının yüksek olduğunu, piyasalarda denetim eksikliğinin bulunduğunu, temel gıda maddelerinin aşırı fiyatlarla sunulduğunu ve üretim planlamasının düzgün olmadığını yılın her günü yaşamaktadır. Eğer piyasaya etki etmek, fiyatları kontrol altına almak, ihtiyaç maddelerine erişimi sağlamak ve üretimi desteklemek gerekiyorsa, hükümetin bu işleri, asgari ücret meseleleri gündeme geldiğinde değil, sürekli bir zorunluluk olarak yapması gerekmektedir.

Asgari ücret artışları, enflasyonun nedeni değil, emekçilerin enflasyon karşısında biraz rahatlamasını sağlayan geçikmiş telafi yollarıdır. Sorun, ücretlerin artmasında değil; piyasayı denetlemeyen, üretimi planlamayan ve borçlanma politikaları ile bağımlılık oluşturan anlayıştadır.

Ayrıca, Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun emekçilerin ihtiyaçlarını dikkate almadığı ve sermayenin taleplerine odaklandığı bir yapı haline geldiği ifade edildi. Emekçilerin yaşam maliyetinin altında ücret belirleyen, yoksulluğun kalıcı hale gelmesine neden olan ve ücretlerin pazarlık konusu haline geldiği bu sistem iflas etmiştir.

Üzerinde emekçilerin doğrudan etkili olduğu kararlar, onların demokratik katılımını göz ardı eden bir yapıda alınmaktadır. Özel sektörde örgütlenme önündeki engeller nedeniyle, asgari ücretle çalışanların çoğunluğunun bu masada gerçek bir temsil hakkı yoktur. Emekçiler adına konuşulan yerde emekçilerin sesi duyulmamaktadır. Bu nedenle Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun tamamen iptal edilmesi gerekmektedir.

Basın Emekçileri Sendikası olarak, özel sektör çalışanlarının gelir uçurumunun kapanması adına asgari ücretin en düşük kamu maaşına eşitlenmesini, ücretlerin otomatik olarak hayat pahalılığındaki artış oranına göre güncellenmesini ve emekçilerin örgütlenme haklarının güvence altına alınması için sendikasız çalıştırmanın yasaklanmasını talep ediyoruz.

Bu talepler çerçevesinde, kamu çalışanlarının kazançlarının özel sektör emekçileri için tehdit olarak gösterilmesi, emekçileri karşı karşıya getirerek sermayenin çıkarlarına hizmet eden bir bölme politikasıdır. Gereken, kamu ve özel sektör emekçilerinin ortak değerleri etrafında birleşip insanca yaşam mücadelesi vermeleridir.

Özel sektörde düşük ücretlerin ve güvencesizliğin temel nedeni örgütsüzlüktür. Emekçilerin sendikal haklarını kullanmaları önündeki engeller kaldırılmadıkça, iş yaşamında adalet sağlanması mümkün değildir.

Agritech market

Emekçiler artık hayat pahalılığının altında kalacak ücretlere mahkûm edilmek istememektedir. Yoksullukla pazarlık yapılacağı komisyonlardan ziyade, insanca yaşamı garanti altına alacak bir sisteme ihtiyaç vardır.