Asgari Ücret Tespit Komisyonu'nun temmuz ayında yeniden toplanmasının beklendiği süreçte, asgari ücret tartışmaları da sürüyor. Devrimci İşçi Sendikaları Federasyonu (DEV-İŞ), İşverenler Sendikası Başkanı Metin Arhun'un asgari ücret ve kamu maaşlarına ilişkin açıklamalarına sert tepki gösterdi.
DEV-İŞ Yönetim Kurulu tarafından yapılan yazılı açıklamada, Arhun'un bir televizyon programında dile getirdiği görüşlerin gerçeklerle bağdaşmadığı savunularak, özel sektör çalışanlarının sorunlarına çözüm üretmek yerine kamu ve özel sektör emekçilerini karşı karşıya getirmeye çalıştığı öne sürüldü.
Açıklamada, asgari ücretin bir pazarlık unsuru ya da lütuf olmadığı vurgulanırken, ücretin dört kişilik bir ailenin temel ihtiyaçları dikkate alınarak belirlenmesi gerektiği ifade edildi. Bunun dışındaki yaklaşımların emeğin hakkını gasp etmeye yönelik olduğu kaydedildi.
DEV-İŞ, son yıllarda asgari ücretin resmi hayat pahalılığı oranlarının altında artırıldığını ileri sürerek, son belirlenen dönemde açıklanan yüzde 21,66'lık hayat pahalılığına karşın asgari ücrete yüzde 18,39 oranında artış yapıldığını hatırlattı. Açıklamada, bu durumun işçinin alım gücünde ciddi kayıplara yol açtığı savunuldu.
Artan akaryakıt fiyatları, kira giderleri, temel gıda ürünleri ve faturalar nedeniyle çalışanların yaşam maliyetlerinin yükseldiğine dikkat çekilen açıklamada, asgari ücretlinin satın alma gücünün önemli ölçüde eridiği belirtildi.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nı da eleştiren DEV-İŞ, bakanlığın işçileri koruma görevini yerine getirmediğini iddia etti. Açıklamada, işverenlere çeşitli teşvikler ve sosyal sigorta prim destekleri sağlanırken, özel sektör çalışanlarının denetimsizlik ve güvencesizlik içinde bırakıldığı öne sürüldü.
Metin Arhun'un, asgari ücret belirlenirken kamu çalışanlarının dikkate alındığı yönündeki değerlendirmelerine de tepki gösteren federasyon, bu söylemlerin ekonomik gerçekleri örtbas etmeyi ve toplumun farklı kesimleri arasında yapay bir çatışma yaratmayı amaçladığını savundu.
DEV-İŞ, sermaye temsilcilerinin emekçileri bölerek mevcut düzeni sürdürmek istediğini ileri sürerken, işçilerin insanca yaşam hakkını savunmaya devam edeceklerini vurguladı.












