• Kstbü dış
  • Eziç
  • Lahmador
  • Sosyal güvenlik
  • Orange mall
  • Oşan Ltd
HABERLER
Yayınlanma : 13 Mayıs 2026 08:42
Düzenleme : 13 Mayıs 2026 08:48

Reuters, Suudi Arabistan'ın gizli saldırılarını yazdı: Körfez ülkeleri İran'a karşılık vermeye başladı

Reuters, Suudi Arabistan'ın gizli saldırılarını yazdı: Körfez ülkeleri İran'a karşılık vermeye başladı

Suudi Arabistan'ın, İran'a yönelik gizli harekâtlarının ardından, krallığa yönelik İran kaynaklı füze ve insansız hava aracı saldırılarında belirgin bir azalma görüldü.

Lefon

Suudi Arabistan'ın, Orta Doğu'daki çatışma esnasında kendi topraklarını hedef alan saldırılara karşılık olarak İran’a sayısız açıklanmamış hava saldırısı gerçekleştirdiği iddia ediliyor. Bu konu hakkında bilgi sahibi iki Batılı yetkili ve iki İranlı yetkilinin Reuters'a aktardığına göre, söz konusu operasyonlar Suudi Arabistan’ın doğrudan İran topraklarında askeri faaliyet icra ettiğine dair bilinen ilk örnek olabilir.

Reuters’a göre, bahsi geçen saldırılar, Suudi Hava Kuvvetleri tarafından mart ayının sonlarında hayata geçirildi. Batılı yetkililerden biri, bu operasyonları “Suudi Arabistan’ın hedef alınmasına cevap olarak gerçekleştirilen karşılıklı misillemeler” şeklinde tanımladı.

 

ABD ile yakın askeri ilişkileri olan Suudi Arabistan, uzun zamandır güvenliğini büyük ölçüde Amerikan askeri korumasına dayandırıyordu. Ancak son 10 haftadır süren çatışmanın, ABD’nin bölgedeki güvenlik sağlayıcılığına dair inançları zedelemesiyle, krallığın daha direkt askeri karşılık verme yoluna gittiği düşünülüyor.

Körfez ülkeleri, İran’ın saldırılarına yanıt vermeye başladı.

Suudi Arabistan’ın İran’a yönelik gizli saldırıları, çatışmanın sanıldığından daha geniş bir alanı kapsadığını gözler önüne seriyor. ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a yönelik başlattığı hava saldırıları, tüm Orta Doğu'yu kamuoyuna yansılandan çok daha derin bir şekilde etkilediği değerlendiriliyor.

Reuters'a göre, ABD ve İsrail’in saldırılarının ardından İran, Körfez İşbirliği Konseyi üyeleri olan altı ülkenin tamamını füze ve insansız hava araçları ile hedef aldı. Bu saldırılar sadece ABD askeri üslerini değil, aynı zamanda sivil alanları, havaalanlarını ve petrol altyapısını da kapsarken, Hürmüz Boğazı’nın kapanması, küresel ticarette önemli aksamalar meydana getirdi.

Wall Street Journal, Pazartesi günü yayımladığı bir haberde, Birleşik Arap Emirlikleri’nin de İran’a karşı askeri saldırılar düzenlediğini bildirdi. Suudi Arabistan ve BAE’nin bu adımları, İran saldırılarından etkilenen Körfez monarşilerinin karşı hamleler yapmaya başladığını göstermekte.

Ancak, iki ülkenin yaklaşım biçimleri farklılık gösteriyor. Habere göre BAE, İran’a karşı daha sert bir tutum benimseyip askeri baskıyı artırmaya yönelirken, Tahran ile kamuoyu önünde sınırlı diplomatik etkileşimde bulundu.

Suudi Arabistan ise çatışmanın daha da tırmanmasını önlemeye çalışan bir yaklaşım sergiledi. Riyad yönetiminin, İran ile, Tahran’ın Riyad Büyükelçisi aracılığıyla da dahil olmak üzere, düzenli temasa devam ettiği belirtiliyor.

Reuters’a yanıt veren üst düzey bir Suudi Dışişleri yetkilisi, İran ile gerilimi azaltmaya yönelik özel bir anlaşmanın yapılıp yapılmadığı konusunda net bir yanıt vermedi. Ancak Suudi Arabistan’ın “bölgenin ve halklarının istikrarı, güvenliği ve refahı için gerilimi azaltma, itidal gösterme ve tansiyonu düşürme yönündeki tutumunu sürdüreceğini” ifade etti.

Saldırıların ardından, gerilimlerin azaldığı bildirilmektedir.

İranlı ve Batılı yetkililere göre, Suudi Arabistan düzenlediği hava saldırıları hakkında İran’ı önceden bilgilendirmiştir. Bunun ardından yoğun diplomatik temaslar ve Riyad’ın ilave misilleme tehdidi gerçekleşti. Sürecin sonunda, iki ülkenin gerilimi azaltma yönünde karşılıklı bir anlayış geliştirdiği sonucuna varıldı.

Uluslararası Kriz Grubu’nda İran Projesi Direktörü Ali Vaez, Suudi Arabistan’ın İran’a karşı gerçekleştirdiği misilleme saldırılarının ardından, tarafların tansiyonu azaltma konusundaki anlaşmalarının “kontrolsüz bir çatışmanın, her iki taraf için de kabul edilemez maliyetler doğuracağına dair pragmatik bir farkındalık geliştirdiğini” gösterdiğini belirtti.

Vaez’e göre, bu durum, taraflar arasında bir güven ilişkisi kurmaktan ziyade, çatışmanın daha geniş bir bölgesel savaşa dönüşmesini önleme yönündeki ortak çıkarları yansıtmaktadır.

Kaynaklara göre gerilimi azaltmaya yönelik gayriresmi mutabakat, Washington ile Tahran’ın 7 Nisan’da daha geniş ölçekli çatışmalar için bir ateşkese ulaşmasından yaklaşık bir hafta önce uygulamaya konuldu. Beyaz Saray ise Reuters’ın yorum talebine yanıt vermemiştir.

Reuters’a konuşan İranlı yetkililerden biri, Tahran ile Riyad’ın gerçekten de tansiyonu azaltma konusunda uzlaşma sağladığını doğruladı ve bu adımın “çatışmaları sona erdirmek, karşılıklı menfaatleri korumak ve gerilimin aşırı tırmanışını önlemek” amacı taşıdığını ifade etti.

Uzun yıllardır rakip olan İran ve Suudi Arabistan, Orta Doğu'daki Şii ve Sünni eksenlerinin önde gelen iki gücü olarak birçok çatışmada karşıt tarafları desteklemişlerdir.

Ancak, 2023 yılında Çin’in arabuluculuğu ile başlayan normalleşme sürecinde iki ülke diplomatik ilişkilerini yeniden tesis etmiştir. Bu süreç içerisinde İran destekli Husiler ile Suudi Arabistan arasında Yemen’de sağlanan ateşkesin de devam ettiği bildirilmektedir.

Kızıldeniz’de deniz ticaretinin açık kalması sayesinde Suudi Arabistan, çatışmalar boyunca petrol ihracatını sürdürebildi. Bu durum, Riyad’ın bazı diğer Körfez ülkelerine göre savaşın ekonomik etkilerinden daha az etkilenmesini sağlamıştır.

Agritech market

Kaynak: Reuters