• Kstbü dış
  • Eziç
  • Lahmador
  • Sosyal güvenlik
  • Orange mall
  • Lefkoşa Türk belediyesi
  • Hediyem su
  • Oşan Ltd
HABERLER
Yayınlanma : 25 Ağustos 2026 13:43

Reynar: “Ağır ceza mahkemelerinin yükü artıyorsa ‘güvenlik sorunu yok’ denilemez”

Reynar: “Ağır ceza mahkemelerinin yükü artıyorsa ‘güvenlik sorunu yok’ denilemez”

TDP MYK Üyesi ve Hukuk ve Mevzuat Geliştirme Sekreteri Tacan Reynar, ülkede büyüyen güvenlik tartışmalarının milliyetler ve etnik kimlikler üzerinden yürütülmesinin gerçek sorunu perdelediğini söyledi. Suçun milliyeti olmadığını vurgulayan Reynar, ağır ceza dosyalarındaki artış ve yargının giderek büyüyen iş yükünün, toplumdaki güvenlik kaygılarının ciddiyetle ele alınması gerektiğini gösterdiğini belirtti. Reynar, “Bir güvenlik sorunu var. Ancak bunu etnik temelde yorumlamak asla doğru değildir. Bunun adı çok açık biçimde ırkçılığa kadar gider” dedi.

Lefon

 

Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) MYK Üyesi, Hukuk ve Mevzuat Geliştirme Sekreteri Tacan Reynar, Ada TV’de Nupelda Karabuğday’ın hazırlayıp sunduğu Günaydın Ada programında ülkedeki güvenlik politikaları, ceza adaleti sistemi ve yargının artan iş yüküne ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.

 

Son dönemde hükümet ve ilgili kurumlar tarafından suç oranlarının düştüğüne yönelik açıklamalar yapıldığını hatırlatan Reynar, açıklanan rakamlarla toplumdaki güvenlik algısının ve yargının karşı karşıya bulunduğu tablo arasında ciddi bir fark bulunduğunu savundu.

 

“Dördüncü ağır ceza mahkemesine neden ihtiyaç duyuldu?”

 

Ağır ceza mahkemelerinin sayısının yıllar içerisinde artırılmasına dikkat çeken Reynar, bunun suç ve ceza politikaları bakımından önemli bir gösterge olduğunu söyledi.

 

Reynar, “Gerçekten güvenlik sorunu yoksa, ağır ceza dosyalarında ciddi bir artış yaşanmıyorsa neden dördüncü ağır ceza mahkemesine ihtiyaç duyuldu? Neden yargının yükü sürekli artıyor? Bunları da sormak gerekir” ifadelerini kullandı.

 

Toplumdaki güvensizlik hissinin yalnızca istatistikler üzerinden geçiştirilemeyeceğini belirten Reynar, devletin önceliğinin suç meydana geldikten sonra cezalandırmak değil, etkin denetim ve önleyici politikalar geliştirmek olması gerektiğini vurguladı.

 

“Suçun etnik kimliği olmaz”

 

Güvenlik tartışmalarının belirli milliyetler veya yabancı uyruklu kişiler üzerinden yürütülmesine karşı çıkan Reynar, suçun herhangi bir etnik kimliğe mal edilmesinin hem hukuken hem de toplumsal açıdan yanlış olduğunu söyledi.

 

“Kıbrıslılar suç işlemiyor mu? Elbette işliyor. Cinayet de şiddet de bu toplumun tarihinde var” diyen Reynar, suçun yalnızca başka ülkelerden gelen kişiler tarafından yaratılan bir sorunmuş gibi sunulmasının gerçeği yansıtmadığını kaydetti.

 

Reynar, “Bir güvenlik sorunu var. Ancak bunu etnik temelde yorumlamak asla doğru değildir. Bunun adı çok açık biçimde ırkçılığa kadar gider” dedi.

 

CEZAEVİ VERİLERİ İÇİN “BAĞLAM” UYARISI

 

Cezaevindeki yabancı uyruklu kişilerin sayısının da tek başına suç profilini ortaya koyan bir veri olarak değerlendirilmemesi gerektiğine işaret eden Reynar, ülkede kalıcı yasal statüsü bulunmayan turist veya öğrenci statüsündeki kişilerin bazı suçlarda teminat şartlarını karşılayamadıkları için cezaevine gönderilebildiğini söyledi.

 

Bu durumun cezaevi istatistiklerine doğrudan yansıdığını belirten Reynar, rakamların hukuki ve sosyolojik bağlamından koparılarak belirli toplulukların suçla özdeşleştirilmemesi gerektiğini vurguladı.

 

Reynar: Ceza adaleti yalnızca hapse göndermek değildir

 

“Cezaevinden çıkan insanı yeniden suça iten sistemi de sorgulamalıyız”

 

ÖZEL HABER | Tacan Reynar, güvenlik politikasının yalnızca tutuklama, mahkûmiyet ve cezaevi üzerinden kurulamayacağını belirterek, cezasını tamamlayan kişilerin topluma yeniden kazandırılmasının hukuk devletinin temel sorumluluklarından biri olduğunu söyledi. Sabıka nedeniyle iş bulamayan ve ekonomik hayata dönemeyen kişilerin yeniden suça sürüklenme riskiyle karşı karşıya kaldığını ifade eden Reynar, rehabilitasyon, eğitim ve istihdam politikalarının ceza adaleti sisteminin ayrılmaz bir parçası olması gerektiğini vurguladı.

 

Cezaevinden çıkan kişilerin sabıkaları nedeniyle istihdama erişimde ciddi sorunlarla karşı karşıya kaldığını belirten Reynar, mevcut sistemin cezasını tamamlayan bireyin yeniden topluma katılmasını zorlaştırdığını söyledi.

 

“Bir insan cezasını çekip çıktıktan sonra bütün kapılar yüzüne kapanıyorsa, çocuklarına bakacak işi bulamıyorsa, yeniden topluma nasıl kazandırılacak?” diye soran Reynar, cezaevlerinde eğitim ve meslek edindirme programlarının güçlendirilmesi gerektiğini kaydetti.

 

“Devlet suçun oluşmasını beklememeli”

 

Reynar, güvenliğin yalnızca polis ve cezaevi politikası olmadığını, sosyal devlet anlayışıyla birlikte ele alınması gerektiğini ifade etti.

 

Suçun ortaya çıkmasına neden olan ekonomik ve sosyal koşulların da incelenmesi gerektiğini belirten Reynar, devletin riskleri önceden tespit edecek ve bireyi suçtan uzaklaştıracak mekanizmalar geliştirmesi gerektiğini söyledi.

 

Dijitalleşmenin de ülkeye giriş-çıkışların ve kişilerin yasal statülerinin etkin biçimde takip edilmesinde önemli rol oynayabileceğini ifade eden Reynar, TDP’nin devletin dijital dönüşümüne ilişkin kapsamlı çalışmalar yürüttüğünü kaydetti.

 

“Hukukun görevi korku yaratmak değil, güvence sağlamaktır”

 

Reynar’ın değerlendirmelerinde öne çıkan temel vurgu ise güvenlik ile hukuk devleti arasındaki denge oldu.

 

Toplumda ortaya çıkan güvenlik kaygısının yok sayılamayacağını ancak bu kaygının yabancı düşmanlığına veya etnik ayrımcılığa dönüştürülmemesi gerektiğini belirten Reynar, çözümün etkili denetim, güçlü yargı, rehabilitasyon ve önleyici sosyal politikalar olduğunu söyledi.

 

Agritech market

Reynar, güvenlik sorununun gerçek nedenleriyle yüzleşmeden belirli toplulukları hedef göstermenin sorunu çözmeyeceğini, aksine toplumdaki kutuplaşmayı daha da büyüteceğini vurguladı.