Yargı Değil, İtibar Kalkanı mı?
Gazeteciye Ceza, Kamuya Sansür
Bağımsızlık Yolu Genel Sekreteri ve Avukat Cansu N. Nazlı, Ceza Muhakemeleri Usulü Yasası’nda yapılan değişikliğe sert tepki gösterdi. Nazlı, özellikle kamuoyunun yakından takip ettiği yargı süreçleri açısından düzenlemenin ciddi sakıncalar barındırdığını ifade etti.
Nazlı, üst düzey bürokratlar, eski bakanlar ve siyasi parti yöneticilerinin yargılandığı bir dönemde, tanınmış kişiler ile sıradan vatandaşlar arasında ayrım yapılmaksızın, cezai yargılamalarda açık isim ve fotoğraf kullanımının suç sayılmasının kabul edilemez olduğunu vurguladı. Bu yaklaşımın kamu denetimini zayıflattığını belirtti.
Söz konusu düzenlemenin masumiyet karinesiyle ilgisi olmadığını savunan Nazlı, bunun gerçekte bir “itibar koruma mekanizması” haline getirildiğini söyledi. Masumiyet karinesinin bu şekilde genişletilerek kullanılması, hukuki bir ilkenin araçsallaştırılması anlamına geliyor.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin yerleşik içtihatlarına da dikkat çeken Nazlı, kişilerin tanınmışlık düzeyi, haberin içeriği, bağlamı ve kamu yararı gibi unsurlar dikkate alındığında, yargılamaların açık şekilde haberleştirilmesinin ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Nazlı’ya göre düzenleme, gazetecileri doğrudan ceza tehdidiyle karşı karşıya bırakıyor. Bu durum yalnızca basın mensuplarını değil, aynı zamanda halkın haber alma hakkını da ciddi biçimde kısıtlıyor. Bu nedenle düzenlemenin açık bir sansür niteliği taşıdığı ifade ediliyor.
Açıklamasında Barolar Birliği’ni de eleştiren Nazlı, söz konusu maddenin Meclis gündemine birlik tarafından öneri olarak getirilmesinden duyduğu rahatsızlığı dile getirdi. Nazlı, yolsuzluk, rüşvet ve benzeri suçlardan yargılanan kamu görevlileriyle ilgili haber yapan gazetecilerin suçlu haline getirilmesinin asla kabul edilemez olduğunu sözlerine ekledi.










