• Kstbü dış
  • Eziç
  • Lahmador
  • Sosyal güvenlik
  • Orange mall
  • Lefkoşa Türk belediyesi
  • Oşan Ltd
HABERLER
Yayınlanma : 06 Temmuz 2026 17:12
Düzenleme : 06 Temmuz 2026 17:16

BİO-DER: “Kanlıdere’de gözlenen kirlilik bulguları çevre, halk sağlığı ve canlı yaşamını tehdit ediyor”

BİO-DER: “Kanlıdere’de gözlenen kirlilik bulguları çevre, halk sağlığı ve canlı yaşamını tehdit ediyor”

Biyologlar Derneği Başkanı Mustafa Kofalı, "Lefkoşa Dereboyu bölgesinde Avenue’nun batısında kalan Kanlıdere yatağında gözlenen koyu renkli, durgun su birikintilerinin çevre, halk sağlığı ve canlı yaşamı açısından ciddi risk oluşturduğunu" belirterek, yetkili kurumları acil incelemeye çağırdı.

Lefon

 

Kofalı, Derneğe gelen şikâyetler üzerine yapılan saha incelemelerinde bölgede yoğun kötü koku, kirli su birikintileri ve ekosistemde baskı göstergeleri tespit edildiğini açıkladı.

 

Kofalı, köprü altı ve dere yatağı boyunca yapılan gözlemlerde koyu renkli durgun su birikintilerinin bulunduğunu, bölgede rahatsız edici bir koku olduğunu ve bu durumun kanalizasyon, fosseptik sızıntısı, kaçak atık su bağlantısı veya arıtılmamış atık su deşarjı ihtimalini gündeme getirdiğini belirterek, söz konusu ihtimallerin ivedilikle araştırılması gerektiğini vurguladı.

 

Kofalı yaptığı yazılı açıklamada, dere yatağında az sayıda çizgili kaplumbağa bireyleri gözlendiğini, buna karşın kurbağa görülmediğini ifade ederek, bu bulguların bölgede baskıya işaret ettiğini, durgun, koyu renkli ve kötü kokulu su birikintilerinin, patojen mikroorganizmaların çoğalması, sivrisinek üreme alanlarının oluşması, kötü kokuya bağlı yaşam kalitesi kaybı ve canlıların kirli suya maruz kalması gibi riskleri de beraberinde getirdiğini belirtti.

 

Kanlıdere’nin Lefkoşa kent dokusu içinde kalan önemli bir doğal yaşam koridoru olduğunu hatırlatan Kofalı, 2001 yılında UNDP destekli olarak yapılan çalışmada Kanlıdere ve Asi Dere’nin toplam 12,5 kilometrelik dere yatağından oluştuğunun ve bölgede 62 familyaya ait 185 bitki türünün tespit edildiğinin ortaya konulduğunu belirtti.

 

Kofalı, dere yataklarının yerleşim alanları içinde kaldığı için zaman zaman sızıntı ve atık su akışlarına maruz kaldığının geçmiş çalışmalarda da belirtildiğini, mevcut doğal bitki örtüsünün, sazlıkların ve nemli alanların korunmasının ekosistem açısından kritik öneme sahip olduğunu ifade etti.

 

Kofalı, Kanlıdere’nin mevcut durumunun LTB tarafından yürütülen AB projesinin lansmanlarında ortaya konan hedeflerle çeliştiğini belirterek, dere yatağının korunması ve iyileştirilmesi hedefleniyorsa sahadaki gerçek durumun bu hedeflerle uyumlu hale getirilmesi gerektiğini, kirlilik bulgularının ciddiyetle takip edilmesi gerektiğini vurguladı.

 

LTB’yi, Çevre Dairesi’ni ve ilgili tüm kurumları göreve çağıran Kofalı, Avenue’nun batısında kalan Kanlıdere bölümünün acilen yerinde incelenmesi, kirli su birikintilerinden numune alınarak mikrobiyolojik ve kimyasal analizlerin yapılması, kanalizasyon veya kaçak bağlantı olup olmadığının belirlenmesi gerektiğini ifade etti.

 

Temizlik ve müdahale çalışmalarında dere yatağındaki doğal bitki örtüsünün, sazlıkların ve canlı yaşamının korunması gerektiğini söyleyen Kofalı, “çözüm” adı altında ekolojik yapının daha fazla zarar görmesinin önlenmesi gerektiğini kaydetti.

 

Kanlıdere’nin Lefkoşa için bir avantaj olduğunu belirten Kofalı, iklim değişikliğinin etkilerinin yoğun hissedildiği KKTC’de dere çevresindeki yeşil alanların kent ısı adası etkisini azalttığını ve tüm olumsuzluklara rağmen hâlâ yaşam barındıran doğal bir koridor niteliği taşıdığını söyledi.

 

Agritech market

Kofalı, çevreyi, halk sağlığını ve hayvan sağlığını riske atan mevcut durumun süratle ve kalıcı biçimde çözüme kavuşturulması gerektiğini ifade ederek, tüm yetkili kurumları Kanlıdere’deki mevcut tabloyu yerinde incelemeye, gerekli analizleri yapmaya ve kalıcı çözüm için ivedilikle harekete geçmeye davet etti.