• Kstbü dış
  • Eziç
  • Lahmador
  • Sosyal güvenlik
  • Orange mall
  • Oşan Ltd
HABERLER
Yayınlanma : 25 Mayıs 2026 12:59
Düzenleme : 25 Mayıs 2026 13:59

Ceza Muhakemeleri Usulü (Değişiklik) Yasası Meclis önünde protesto edildi: “Bu yanlıştan dönün”

Ceza Muhakemeleri Usulü (Değişiklik) Yasası Meclis önünde protesto edildi: “Bu yanlıştan dönün”
Ceza Muhakemeleri Usulü (Değişiklik) Yasası Meclis önünde protesto edildi: “Bu yanlıştan dönün”

Basın örgütleri başta olmak üzere bazı siyasi parti, sendika ve sivil toplum örgütleri, Ceza Muhakemeleri Usulü (Değişiklik) Yasası’nın, komitede düzenleme yapılmadan yeniden Genel Kurul’a sevk edilmesini Meclis önünde protesto etti.

Lefon

Örgüt temsilcileri, ortak basın açıklaması ardından söz konusu yasanın da gündemde olduğu Genel Kurul oturumunu izlemek üzere Meclis’e girdi.

Basın açıklamasına, Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Sıla Usar İncirli ile muhalefet milletvekilleri de katılarak, destek belirtti.

Kişmir: “Bu yanlıştan dönün”

Basın Emekçileri Sendikası (Basın-Sen) Başkanı Ali Kişmir konuşmasında, yaklaşık altı aydır bazı yasalarla toplumsal ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğünün tehdit edildiği görüşünü belirtti.

Söz konusu yasanın Cumhurbaşkanı tarafından bir daha görüşülmek üzere gerekçeleriyle birlikte Meclis’e geri gönderildiğini hatırlatan Kismir, “Gerekçeleri okuduğunuzda başka hiçbir şey söylemeye gerek yok” dedi.

Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın ortaya çok ciddi gerekçeler koyduğunu ifade eden Kişmir, bu gerekçelerin Meclis Komitesi'nde okunduğunu anlattı. Kişmir, “Ancak dışarı çıktığımızda, ‘Biz bu yasayı geçirmek zorundayız’ denildi” şeklinde konuştu.

“Rüşvet, yolsuzluk, usulsüzlük ve hırsızlığın” kamufle edilmek istendiğini savunan Kişmir, “Bunların yazılmasını, konuşulmasını istemiyorlar. Biz buna karşıyız, sonuna kadar da mücadele edeceğiz” diye konuştu.

Konuyla ilgili olarak Başbakan Ünal Üstel’den randevu talep ettiklerini dile getiren Kişmir, “Başbakan bizimle görüşmedi” dedi. Kişmir, Komite toplantısındaki hükümete mensup vekillerin de kendileriyle aynı fikirde olduğunu ancak "Talimatın" uygulandığını öne sürdü.

Hükümete, “Bu yanlıştan dönülmesi” çağrısı yapan Kişmir, yasayı tanımayacaklarını ve mücadeleye devam edeceklerini söyledi.

Keser: “Halk biziz, bizim yanımızda olmanız gerekiyor”

Kıbrıs Türk Gazeteciler Birliği Başkanı Efdal Keser de, halkın haber alma özgürlüğü ile basın ve ifade özgürlüklerinin Anayasa’nın güvencesi altında olduğunu ifade etti. Ancak söz konusu yasada yapılan düzenlemeyle bu özgürlüklerin engellenmek istendiği görüşünü belirten Keser, “Sadece duyacaksınız, konuşmayacaksınız, görmeyeceksiniz, yazmayacaksınız deniyor. Bizim itirazımız bunadır” diye konuştu.

UBP’li vekillere çağrı yapan Keser, bugünkü nisaba destek verilmemesini veya yasa görüşülürken vekillerin Genel Kurul salonundan çıkarak, locaya örgüt temsilcilerinin yanına gelmesini istedi. Ksere, “Çünkü halk biziz, bizim yanımızda olmanız gerekiyor” dedi.

Koalisyon ortaklarına da “Koltuk değneği olmaktan vazgeçin” çağrısı yapan Keser, “Ya demokrasinin yanındasınız ya da bizi yok sayan bir zihniyetin yanındasınız. Bu karar artık sizindir sayın vekiller” diye konuştu.

Akter: “Kabul edilebilecek bir yasa değil”

Medya Etik Kurulu Başkanı Aysu Basri Akter de, söz konusu yasanın “Kabul edilebilemez” olduğunu belirterek, “Lütfen bu yasanın size otosansür uygulamasına müsaade etmeyin. Vicdanınızla, onurunuzla mesleğinizi icra etmeye devam edin” dedi.

“Demokrasiler, sadece sandık kurularak elde edilmez. Demokrasiler denetlenme imkanı verilerek, basın ve ifade özgürlüğü ile birlikte anılırlar” diye konuşan Akter, “Birileri denetlenmekten, sorgulanmaktan korkuyor, soru sorulmasından kaçıyor diye lütfen işinizi yapmaktan imtina etmeyin” ifadesini kulandı.

Söz konusu yasanın olumsuzlukları, hak ihaleleri ve neye mal olacağı bilinerek geçirildiğini söyleyen Akter, gazetecilere, “Sadece etik ilkeler çerçevesinde mesleğinizi yapmaya devam edin” çağrısını yineledi.

Akter, vekillerin de, vicdanları, akılları ve demokratik değerleriyle hareket etmesini istedi.

Ortak açıklama

Konuşmaların ardından Kıbrıs Türk Gazeteciler Birliği Örgütlenme Sekreteri Serap Karaman hazırlanan ortak basın açıklamasını okudu.

Haftalardır gündemde olan Ceza Muhakemeleri Usulü Yasası’ndaki 23B düzenlemesinin, toplumsal itirazlara rağmen hiçbir düzenleme yapılmadan yeniden Meclis gündemine taşındığı ifade edilen açıklamada, şöyle devam edildi:

“Basın örgütlerinin uyarılarına, insan hakları çevrelerinin ortaya koyduğu sakıncalara, siyasi parti ve demokratik kitle örgütlerinin yükselttiği itirazlara ve Cumhurbaşkanı’nın geri gönderme gerekçelerinde işaret ettiği hukuki çekincelere rağmen hükümet ne toplumsal itirazları ne de hukuki değerlendirmeleri dikkate almıştır.”

“Masumiyet karinesi korunacak” denildiğini ancak söz konusu yasa maddesinin, peşin hükmü değil görünürlüğü cezalandırmak istediği kaydedilen açıklamada, “Doğrudan gazeteciliğin, fikir ve ifade özgürlüğünün kendisi cezalandırılmak istenmektedir. Bir temel hakkı koruma iddiasıyla başka temel hakları baskı altına alan hiçbir anlayış demokratik hukuk devleti anlayışıyla bağdaşmaz” ifadelerine yer verildi.

Gazetecilik faaliyetini veya fikir ve ifade özgürlüğünü kullanan her bireyi hapis tehdidiyle karşı karşıya bırakmanın demokratik bir tercih olmadığı belirtilen açıklamada, “Bu tehdit, etik sorumluluk üretmez. Korku üretir. Otosansür üretir. Cezai tehdidin gölgesinde fikir ve ifade özgürlüğü değil, korku iklimi büyür” vurgusu yapıldı.

“Bu düzenlemenin, yalnızca gazetecilere yönelik bir baskı aracı olmadığı aynı zamanda mahkemelerle ilgili kamusal konuşma alanına müdahale etmeyi amaçladığı” belirtilen açıklamada, “Topluma, yargı süreçleri hakkında neyin konuşulabileceğini ve neyin görünür olabileceğini cezai tehditle belirlemeye çalışan bir anlayış dayatılmaktadır” denildi.

Baskı altına alınmak istenenin bilgiye erişim hakkı, toplumun ifade özgürlüğü, zayıflatılmak istenen ise kamusal denetim olduğu kaydedilen açıklamada, “Engellenmek istenen ise iktidarın denetlenmesi, yargı süreçlerinin konuşulması, fikir ve ifade özgürlüğüdür. Kamusal görünürlüğün zayıfladığı yerde denetim azalır. Denetimin azaldığı yerde ise keyfilik, ayrıcalık ve hesap vermezlik büyür” ifadeleri kullanıldı.

Demokratik toplumlarda temel hak ve özgürlükleri ilgilendiren düzenlemelerin katılımcı süreçlerle şekillendiğine dikkat çekilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

“Burada yaşanan şey ise istişare değil, önceden verilmiş bir kararın hayata geçirilmesidir. İtirazlar bilinçli biçimde yok sayılmış, komite süreci demokratik tartışma zemini olmaktan çıkarılmış, önceden verilmiş siyasi kararların onaylandığı bir mekanizmaya dönüştürülmüştür. Bu düzenleme hukuki bir zorunluluk değildir. Siyasal bir tercihtir. Bugün bu tercih için elini kaldıracak olanlar, bunun siyasi ve toplumsal sorumluluğunu da taşıyacaktır.”

Açıklamada, örgütlerin, basın özgürlüğünü ve halkın haber alma hakkını savunmaktan geri durmayacağı, demokratik hakların daraltılmasına, gazeteciliğin cezai baskı altına alınmasına ve toplumun sessizliğe zorlanmasına boyun eğmeyeceği belirtildi.

Agritech market

Bugün Meclis’te yaşananların unutulmayacağı ifade edilen açıklamada, “Bu mesele bugün bitmeyecek. Herkes şunu bilmelidir. Özgürlükleri daraltanlar da, özgürlüklere sahip çıkanlar da toplumun hafızasında yerini alacaktır” denildi.