Kıbrıs Türk Kamu, Ulaştırma, Haberleşme, Bilişim Teknolojileri ve Telekomünikasyon Çalışanları Sendikası (TEL-SEN) Genel Sekreteri Ömer Gedik, yaşanan şiddet ve suç olaylarına işaret ederek, yasaların hayata geçirilmesi ve sorumluluk zincirindeki kurumların görevlerini yerine getirmesi gibi konuların sorgulanması gerektiğini kaydetti.
TEL-SEN Genel Sekreteri Ömer Gedik yaptığı yazılı açıklamada, yaşanan şiddet ve suç olaylarının güven duygusunu aşındırdığını belirterek, Saliha Özkol cinayetini de hatırlattı ve ülkede "giderek derinleşen" güvenlik ve toplumsal düzen sorunlarının yalnızca olayların ardından yapılan açıklamalarla geçiştirilemeyeceğini söyledi.
Kundaklama, darp, hırsızlık, gasp ve kadına yönelik şiddet olaylarının toplumda ciddi bir tedirginlik yarattığını söyleyen Gedik, kontrolsüz nüfus hareketliliğinin de sosyal yapıyı ve kamu güvenliğini doğrudan etkileyen başlıklardan biri haline geldiğini kaydetti.
-“Toplumun sabrı taşmıştır”
Gedik, “Toplumun sabrı taşmıştır. Bu sosyal çürüme her gün yeni bir şiddet olayıyla karşımıza çıkmaktadır. İnsanların sokakta, evinde ve işyerinde kendisini güvende hissetmediği bir noktaya gelinmişse burada yalnızca suçluları değil, bu düzeni yönetmekle yükümlü olanları da konuşmak gerekir.” ifadelerini kullandı.
Yaşananların yalnızca adli vakalar üzerinden ele alınmasının yetersiz olduğunu belirten Gedik, hükümetin güvenlik, denetim ve sosyal politika alanlarında ortaya çıkan tabloya ilişkin siyasi sorumluluk üstlenmesi gerektiğini söyledi.
-“Yasa çıkarmakla sorumluluk bitmez”
Kadına yönelik şiddetin önlenmesine ilişkin yasal düzenlemelerin bulunmasının tek başına yeterli olmadığını vurgulayan Gedik, esas tartışılması gereken noktanın bu düzenlemelerin sahada ne ölçüde karşılık bulduğu olduğunu kaydetti.
Gedik, “Yasa vardır demek kolaydır. Önemli olan o yasanın kadınların hayatında gerçek bir korumaya dönüşüp dönüşmediğidir. Koruma mekanizmaları zamanında çalışıyor mu? İhbarlar ve şikâyetler gerektiği gibi değerlendiriliyor mu? Risk altındaki kişilere ulaşılabiliyor mu? Bunların yanıtını bilmek istiyoruz” dedi.
Gedik, Saliha Özkol cinayetinin ardından yalnızca olay sonrasındaki soruşturmanın değil, cinayetten önceki sürecin de bütün yönleriyle ortaya konulması gerektiğine dikkat çekti.
“Bu olaydan önce herhangi bir şikâyet, ihbar, tehdit veya risk bilgisi ilgili kurumlara ulaşmış mıdır? Ulaştıysa hangi işlem yapılmıştır? Herhangi bir risk tespit edilmişse bunun takibi nasıl yapılmıştır? Bu sorular cevapsız bırakılamaz” diyen Gedik, devletin sorumluluğunun olay meydana geldikten sonra başlamadığını vurguladı.
-“Sorumluluk zincirindeki herkes açıklama yapmalı”
Hükümetin yanı sıra polis, sosyal hizmetler, ilgili bakanlıklar ve kadınların korunması konusunda görev üstlenen tüm kurumların kamuoyuna açıklama yapması gerektiğini söyleyen Gedik, sorumluluğun kurumlar arasında dağıtılarak görünmez hale getirilemeyeceğini belirtti.
Gedik, “Sorumluluk zincirinde kim varsa kamuoyunun karşısına çıkmalıdır. Hangi kurumun ne yaptığı, hangi tedbirlerin alındığı, hangi mekanizmanın çalışmadığı açıkça anlatılmalıdır. Kurumsal eksiklik varsa bunun üzeri örtülmemeli, siyasi sorumluluğu da idari sorumluluğu da ortaya konulmalıdır” ifadelerini kullandı.
-“Asıl mesele bir sonraki cinayeti önlemektir”
Toplumun artık olaylardan sonra yapılan kınama ve taziye açıklamalarından çok, olayları gerçekleşmeden önleyebilecek bir devlet yapısı görmek istediğini kaydeden Gedik, hükümete somut adım çağrısında bulundu.












