SOS Çocukköyü Derneği’nden zorbalıkla mücadele konusunda açıklama
SOS Çocukköyü Derneği Sosyal Hizmet Uzmanı Dilem Özdal Karafakılı, çocukların yaşadıkları zorbalığı her zaman doğrudan söylemeyebildiklerine dikkat çekerek, içe kapanma, öfke, yalnızlaşma, okula gitmek istememe veya arkadaş ilişkilerindeki değişimlerin önemli ipuçları olabileceğini belirtti.
Karafakılı, çocukların yaşadıklarını anlatmaları halinde onları yargılamadan ve yaşadıklarını küçümsemeden dinlemek gerektiğini vurguladı.
Dernekten yapılan açıklamaya göre bir çocuğun okulda kendini güvende hissetmemesinin, yalnızca ders başarısını değil, özgüvenini ve sosyal ilişkilerini de etkileyebileceği belirtildi.
KKTC’de güncel zorbalık verileri sınırlı olsa da akademik çalışmaların sorunun boyutlarını ortaya koyduğuna dikkat çekilen açıklamada, 2011’de 2 bin 137 ortaokul öğrencisiyle yapılan araştırmada öğrencilerin yüzde 19,2’sinin zorbalığa maruz kaldığı, yüzde 4,7’sinin zorbalık yaptığı, yüzde 5,5’inin ise hem zorba hem mağdur olduğunun belirlendiği hatırlatıldı.
Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu UNICEF’in zorbalığı yalnızca mağdur ve zorbalık yapan çocuk arasındaki bir sorun olarak değil; mağdur, zorbalık yapan ve tanık olan çocuklardan oluşan bir ilişki döngüsü olarak ele aldığı ifade edilen açıklamada, bu nedenle asıl sorunun “zorbalık nasıl önlenir?” değil çocuk yaşadığını anlattığında “biz ne yapıyoruz?” olduğu ifade edildi.
-Zorbalığın arkasında ne var?
SOS Çocukköyü Derneği Sosyal Hizmet Uzmanı Dilem Özdal Karafakılı, zorbalığın tek bir nedene indirgenemeyeceğini belirterek, duyguları ifade etme ve öfke kontrolünde güçlük, empati becerilerinin gelişmemiş olması, şiddete maruz kalma ya da tanık olma, aile ilişkileri ile akran çevresinin davranışlarda rol oynayabileceğine işaret etti.
Karafakılı, zorbalığın nedenlerini anlamaya çalışmanın, maruz kalan çocuğu sorumlu tutmak anlamına gelmediğini belirterek, “Hiçbir çocuk maruz kaldığı zorbalıktan sorumlu tutulmaması gerekir” dedi.
-Çocuk anlattığında ne yapmalı?
“Çocuklar yaşadıkları zorbalığı her zaman doğrudan söylemeyebiliyor” diyen Karafakılı, içe kapanma, öfke, yalnızlaşma, okula gitmek istememe veya arkadaş ilişkilerindeki değişimler önemli ipuçları olabiliyor. Çocuk konuştuğunda ise ilk adım, onu yargılamadan ve yaşadıklarını küçümsemeden dinlemek.” ifadelerini kullandı.
Çocuğa ne olacağını açıklamanın ve yaşına uygun biçimde sürece dahil etmenin önemine dikkat çeken Karafakılı, “Amaç, çocukta ‘Beni dinlediler, bana inandılar ve söylediklerim gerçekten bir değişiklik yarattı’ duygusunu oluşturmak” dedi.
-Döngüyü kırmak
Zorbalığın yalnızca mağdur çocuk üzerinden ele alınabilecek bir sorun olmadığı, zorbalık yapan, maruz kalan ve tanık olan çocukların tamamının sürece dahil edilmesinin; empati, sınır koyma, sorumluluk alma ve yardım isteme becerilerinin desteklenmesi gerektiği belirtilen açıklamada, “Böylece yalnızca tek bir olaya müdahale etmek değil, zorbalığın tekrarını besleyen ilişki döngüsünü değiştirmek hedefleniyor.” denildi.
Açıklamada, “Zorbalıkla mücadele, tek bir çocuğu korumaktan fazlasını gerektiriyor: çocukların güvenle büyüyebileceği ortamı birlikte kurmayı; ailelerin, okulların, uzmanların ve toplumun aynı sorumlulukta buluşmasını gerektiriyor. Bu nedenle müdahalenin yalnızca davranış ortaya çıktığında değil, çocuklar arasındaki ilişki biçimlerini güçlendiren koruyucu ve önleyici çalışmalarla da sürdürülmesi gerekiyor.” ifadelerine yer verildi.














